Banu ve Berna Zeren’den Pronail Türkiye’nin Hikayesi;
Geçtiğimiz 10 yıl boyunca Amerika’da süren yaşamımıza memleket hasretinin ağır basması nedeniyle son verip ülkemize dönme kararı verdik. Amerika’da yaşadığımız ve ithalat ihracat danışmanlığı işimiz nedeniyle Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde kaldığımız süre boyunca kazandığımız tecrübeler ve bilgi, bizde gördüğümüz her yeni ve iyiyi ülkemizle biran önce tanıştırma isteği yaratıyordu. Çünkü Türk insanının, gelişmiş ülkelerde yaşayan insanlarla aynı standartlarda yaşamasına katkıda bulunmak en büyük amaçlarımızdandı. Şimdi kendi uzmanlık alanımızda, aile geleneğimizin bir parçası olan kozmetik ve kişisel bakım konusunda Türkiye’ye böyle bir yenilik getirdiğimiz için çok mutluyuz. Geçtiğimiz süre zarfında gördüklerimizin pek çoğu biz ya da başkaları tarafından zamanlı ya da zamansız, doğru ya da yanlış Türkiye’ye getirildi ve hızla günlük yaşamlarımızın bir parçası oldu.
İş hayatının stresi, büyük şehirlerde yaşamanın verdiği yorgunluk, kalabalık gibi pek çok faktörün Türk insanın kendine vakit ayırmasını, biraz dinlenmesini zorlaştırmaya başladığını fark ettik. Kendi kendimize düşünürken biz yurtdışında yaşarken dinlenmek, kendimize vakit ayırmak için ne yapardık diye düşündük ve kendimizi en rahat, huzurlu hissettiğimiz yerlerden iki tanesi hemen aklımıza geldi; bunlar Chai Latte’yi yudumlayıp rahatladığımız Starbucks ve ayaklarımızı sıcacık sulara uzatıp sevgili Tina’nin ellerimize cennetlik masajlar yaptığı Pronail Salonlarıydı. Bu ikisinden birini Türkiye’ye getirmeliyiz diye düşündük. Maalesef ya da nihayet Starbucks her köşe başına gelmişti bile, Amerika ve Avrupa’da köşelerin diğer başı ise tırnak bakım salonlarıydı. Biz de ailemizin geçmişinden gelen kozmetik bayrağımızı Pronail Salonları için açmaya karar verdik.
Böylece, Amerika ve Avrupa’daki bay ve bayanların severek kaçamak yaptığı, kendilerine vakit ayırdığı tırnak bakım salonlarının Türkiye’deki yeni adresi Pronail oldu.
Ailenin Kozmetik Dünyası ile İlgili Geçmişi;
Geçmişi 5000 yıl öncesine dayandığı tahmin edilen, ilk olarak Mısırlılar tarafından kullanılan parfüm ile Zeren Ailesi yaklaşık 40 yıl önce tanıştı.
Türkiye’nin ilk esans işleme ve parfüm şişeleme fabrikasını kuran Çetin Zeren, Fransa’dan getirdiği esansları İspanya’dan getirdiği muhteşem şişelerle birleştirerek, Türkiye’deki ilk parfüm markaları olan Corida, Captain ve Carmen’i yarattı. Çetin Bey’in parfüme olan ilgisi kendi laboratuarında ürettiği ve eczanelerdeki dev şişelerde satışa sunduğu kolonya üretimiyle başladı. Türkiye’nin ilk limon kolonyasını üreten Çetin Bey bu kolonyaya yeni doğan kızı Berna’nın ismini vermiş, ilk tütün kolonyasını ise eşinin isteği üzerine 1001 Gece Tütün Kolonyaları olarak isimlendirmişti. Çetin Zeren’nin 1982 yılındaki vefatından sonra ise iki azimli genç kadın, Berna ve Banu Zeren babalarının kozmetik dünyasında çıktığı yolculuğu O’nun kaldığı yerden aynı azim ve istekle, ilklere imza atarak devam etmektedirler.
Şimdi de yine bir ilke imza atarak Pronail Salonlarını yani profesyonel, sağlıklı ve keyifli tırnak bakımı anlayışını Türkiye ile tanıştırıyorlar.
NEDEN PRONAIL ?
Pronail Türkiye' nin ilk ve tek “100% steril” manikür, pedikür salonudur.
Hastanelerde, doktor ve diş hekimi muayenehanelerinde alet ve malzemelerin steril edilmesi amacıyla kullanılan “otoklav” sisteminin manikür - pedikür aletlerinde kullanımını gerçekleştirerek bir ilke imza atan Pronail, verdiği 100% steril sertifikalı hizmetle Hepatit B, Hepatit C, HIV (AİDS) gibi pek çok hayati hastalığın önüne geçerek manikür ve pedikürün hastalık bulaşma riski açısından kâbus olmasının önüne geçmeyi amaçlıyor.
Pronail olarak hedefimiz, kişisel bakım malzemelerinin steril kullanımının önemi konusunda halkımızı bilinçlendirmek ve steril edilmeden kullanılan basit bir manikür - pedikür aletinin yaratabileceği olası sağlık sorunlarına ve bulaşıcı hastalık risklerine dikkat çekmektir. Steril koşulların sağlanmadığı manikür ve pedikür işlemlerini, uygun koşullar sağlanmadan yapılan bir ameliyat veya kan nakline benzetmek abartılı olmayacaktır. Hastalık transferi riski ve bulaşma yolu farklı değildir. Bu hayati konudaki bilincin artması ile sektörün doğru sterilizasyon yöntemlerini kullanmaya başlayacağını ve hizmet kalitesinin yükseleceğini düşünmekteyiz.